http://img140.imageshack.us/img140/7895/3copyge6.jpg
Bölmələr
Yazarlar
Xancan Kərimov [49]
Xəyalə Ələkbərova [11]
Aydan İbrahimova [22]
Həmidə Muxtarzadə [6]
Gülnar Məmmədli [4]
Mehriban Pərviz qızı [19]
Eyyubova Şahnaz [2]
Digər Müəlliflər [9]
Nərgiz Cəmilova [6]
Elvin Kədər [3]
Elşen Resulov [14]
Həsən XAN [3]
Ajka Bayramova [9]
Nur [0]
romeo83 [4]
Web xəbərlər [128]
Giriş
Axtarış
Dost Saytlar
Mini chat
Sorğu
Forum Yenidən İstifadəyə verilsinmi ?
1. Bəli
2. Xeyr
Tam səslər: 23


Cəmi online: 1
Qonaq: 1
İstifadəçi: 0

Bazar günü, 2017-04-23, 13.54MainRegistrationLogin
sayt artıq işlemir !!!
yeni adresimiz:
Welcome Qonaq | RSS
Əsas » Məqalələr » Elşen Resulov

hal hazırda filistin ve israil savaşının baş verdiği bu günlerde bu savaşın oluşmasının geçmişteki nedeni
1. fililstin neresidir ilk olarak burdan başlamak isitiyorum
Filistin adı miladdan once buralarda yaşamış olan kavimin adına bağlıdır. İbraniler bu halka pelishtin ve bölgelerinede Pelesheth diyorlardı. Peleshed ve ya pleshet, “plishtin ülkesi” ve ya “ filistinlerin ülkesi ” manasına geliyordu. Bu sebeple bu ülke Filsitin adını almıştir. Filistinliler M.O. 12.yüzyılda Girid-den ve ya güney Anadolu kıyılarından bu günki filstin kıyılarına göçettikleri söylenir. Başka bir yazra göre ise romalılar buraya PALESTINA demişlerdi.
Filstin topraklarının tam olarak sınırını belirlemek mümkün olmamişdir çünki fisltin fetih ve istilalara maruz kaldığı için hep sınırları değişmişdir buna örnek olarak osamnlı zamnında, osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim 1517 de bu toprakalrı aldığı zaman buraları Şam beylerbeyliğine ihlak edilmişdir. Filstin sınıralrı tam olarak 1922 senesinde Milletler Cemiyeti tarafından ingilizlerin manda rejimi yönetmi adı altında verildiği zaman belilrlenmişdir.
“MANDA REJMI” 1 dunya savaşı sonrası Milletler
Cemiyetince oluşturulmusdur. Bunula
Amaclanan yerli halkların kendi kendileri-
Ni yonetebilmelerine hazırlamakdır. Ancak
Uygulamda bu hazırlık aşamasında manda
Gücleri geniş haklara sahib oldular.
Manda yonetminin koşulları her ülke için ayrı ayrı belirle-
Niyordu.

Bu tarihlerde filstinlilerle yahudiler arasında savaş cıkdı ve böyle olunca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1947 Kasımında filsitini araplarla yahudiler arasında taksim etmeye karar verdigi zaman, taksim planında ingilterenin filistin için çizmiş olduğu sınırlar üzerinde yapılmışdır.
Manda yönetmi zamani, ingilizler filstin toprakalrını esas itibariyle, Suriye ile Mısır ve Akdeniz ile Şeria Nehri( Jordan river) arasında kalan topraklar olarak belirlemişdir.Şeria Nehrinin döküldüğü ÖLÜ DENİZ de filstinin doğu sınırına dahil edilmişdir. (KAYNAK: F.Armaoglu filstin meslesi ve arap-israil savaşları)
Filstinin yüzölçümüne gelince: siaysi sınırlara bağlı olarak esas alınmış bir yüzölçümü vardır, filstin en son siyasi sınır olarak 1922 manda yönetimindeki sınırlari daha uygundur. Manda yönetiminin snırları ise şöyle çizilmişti: kuzeyde Akdeniz kıyısında Ras al-Nakura dan kuzey-doğuda Banyasa uzayan bir çizgi, burdan guneye dönerek taberiya gölü, Şeria Nehri ve Vadil-Araba ve Ölü Denizden Akabe Körfezine uzanmakta ve ordanda Kuzey-batıya dönerek akdeniz kıyısında Han Yunus güneyinde Tell Refaha ulaşarak filstinin sınırlarını meydana getirmektedir. Bu sınırlar içinde kalan Filstin toprakalrı 26.319 km2 dir.

Yahudilerin Filistin ile olan tarihi bağları esas itibarile Tevrata dayanmakdadir. Tevratın yaradılışa ait olan ilk kitabı Genesise göre yahudi takviminin başlangıcı Ibranilerdir ve en ülü dedleri de Abraham (Ibrahim) dir. Ibrahimin Kenan diyarında ( Filstinin incildeki adi) bulunduğu bir sirada yapdığı bir kahramanlık üzerine, tevratın efsanesine göre, Allah bir gece ruyasında Ibrahime görünmüş ve “ Mısır nehrinden ta….. firat nehrine kadar Kenaniler (filstinin incildeki adi), Keniziler, Kadmoniler, Hetiler, Feriziler, Refailer, Amoniler, Girgaziler ve Yebusi (Tevratda Kudusin adi) lerin memeleketini senin nesline veriyorum..”: diyerek nilden Firat kadar olan topraklari Israilogullarına bahşetmiştir. (KAYNAK: F.Armaoglu filstin meslesi ve arap-israil savaslari)
Işte bu kutsal topraklar diye nitelendiren yahudiler bunuları baz alarak bu topraklara göç edib hakim olmak istemişlerdir, ve bununlada yahudi düşüncesi, siyonzim etkinlikleri ortaya çıkmışdır bunun yanı sıra da yahudilerin buraya göçmesinde yahudilere ve anti - semitizim akımlarıda etkili olmuştur.
Siyonizm bir ideoloji ve siyasi harket olarak Yahudiler için Filistin de bir yurt oluşturulmasını desteklemek amacıyla 1800 lerin sonunda ortaya çıktı. Siyonistler yukarda da belirtiğim üzere 3000 yıl önce burada yaşayan atalarına dayanarak bu taleblerini haklı görmekteydiler. Yahudilre göre tarihte oluşmuş ve yıkılmış olan devletlerinin davamını getirmek istiyorlar. “Tarihte ilk Israil devleti M.O. 1039-1032 yılları arsinda vuku bulan bir takim hadislereden sonra bütün kabileler Davutu kıral seçerek Filstinde bir devlet kurmayı müvaffak oldular. Ve Davut Yebus ( şimdiki kudüsü) ele geçirerek yahudi devletinin ilk başkenti yapdi, Ve böylece ilk kurulan yahudi devleti Davut öldükten sonra onun yerine kral olan Süleymanın da ölmesiyle M.O. 930 yılnda yahudi devleti dağıldı ve böylece ilk yahudi devleti 70 yıl ömür sürdü.” Işte buna dayanan yahudiler hem bunu baz alarak hemde avrupada yer edinemeyen yahudiler için iyi bir memleket armak telaşıdaydılar. Siyonizmin burada çok büyük etkileri vardır. Siyonizme bakarsak 1789 yılnda fransız Ihtilaline takiben 18. ve 19. yüz yıllarda Avrupadaki Rasyonalizm, Romantizm ve en önemlisi milliyetçilik akımlarının etkisiyle Haskala Yahudi topluluğu oluşmaya başladı. Bu topluluk kendielrini dini deyil ulusal topluluk olarak nitelendiriyorlardi bunu da Otto von Bismarck in Almanyayi birleşdirme çabalarından feyz alıyorlardı.Siyasi Siyonizmi asıl ateşleyen olay ise 1894 yılında Fransada yaşayan Dreyfus olayidir.
Dreyfus oalyi … Fransiz ordusunda Yuzbaşı olan yahudi Alfred Dreyfus
Paristeki Alman buyukelçiliğine askeri istihbarat bilgilerini vermekle
Suçlanarak ve hainlikle suçlu bulunarak mahkum edildi. Bu höküm
Yeterli kanıt olmamasına rağmen verilmişdi. Bu olay kamu oyunda
Tartışıldı. Neticede 1899 yılında Dreyfus için “af” çikarıldı hatta
Kendisine “ Legion d-Honneur “ nişani verildi.

Bu oalya tanıklık eden Yahudi kökenli Avusturyalı gazeteci Theodor Herzl 1896 yılında yahudi devleti ( Der Judenstaat) kitabını yayımladi ve bundan sonra yahudiler için bir topluluk oluşturma girşiminde bulunmaya başladı. Zengin bir aileden gelen Herzl 1897 yılında Isviçrenin Basel kentinde ilk siyonist kongreyi topladi. Bu ilk kongrede dunya siyonist orgütü kuruldu ve Theodor Herzl örgütün ilk başkanı seçildi. Kongrede yahudilerin Filistine yerleşmelerinin kolaylaştırılması, yahudi ulusal kimliğinin guçlendirilmesi ve bu amçalar doğrultusunda çeşitli devletlerden gerekli rızaların alınması pogramlarda için çaba gösterilmesi kararları alındı. Ilk kongreden sonra yılda bir toplanmaya başlayan Dunya Siyonist Kongresi 1902 den itibaren iki yılda bir toplanmışdır. Kongre ikinci dünya savaşından günümüze kadar 4 yılda bir toplanmaktadir. Herzl bu kongrenin amaçlarını ortaya koymak için girişimlere girmeye başlamış ve yahudileri filsitin topraklarına göçünü sağlamak istiyordu ve ilk olarak o zamanki Osmanli Padişahı 2. Abdulhamitten yahudilerin filistine yerleşdirmek için izin alamk istedi ama 2. Abdulhamit bu teklifi geri çevirdi ve bu çabalarının boşa çiktiğını gören Herzl yahudielri küçük guruplar halinde filstine göçüni planladı. Bu göçü finansa etmek amacıyla 1901 yilinda Yahudi Ulusal Fonu, 1903 yilndada Ingiliz-Filstin Bankasi kuruldu. Ama yahudilerin filstine göçünü imkansiz olduğunu gören Herzl başka yerlede önerdi örnek olarak da bereketli toprkalar olan Arjantini daha sonrada soveytlerin toprakalrinda yaşayan bazı yahudilerde soveytlerin doğu toprkalrında kendilerine bir yer edinmeyi önerdiler ama bunlarda yahudi kongresinde kabul görmedi. Bunlar konuşulduğu zamanda rusyada programlarda( kelime anlamiyla yok etmek demekdir ) zorgünler yaşayan yahudielre geçici bir yer olurdu. ( KAYNAK: B.Suer, A.O.Atmaca Arap –Israil uyuşmazliği) Ama yahudiler kendilerine geçici bir yer yok daimi olarak orda yaşamayı ve kendilerini yönetmeyi planlamışlardı işte bundan doalyı en mantikli olarak eski toprakalri olan filistine göçmeyi kararlaşdırdılar, ve kitleler halinde filstine göçmeye başladılar. Kitleler halindeki göçe aliyah denmekteydi. Bu göçlerin ilk dalgasu 1881-1891 yullaru arasunda yahudi guruplari amerikaya ve başka ülkelre göç etmişlerdir. Bu aliyahlar sırasında filistine göç eden yahudi nüfusu o kadarda fazla değildi. 1890 da Filistinin toplam nufusu 532000 olup, bunun 431.800 u Musulman, 57.400 Hiristiyan, ve 42.900 de yahudi idi.
Rusyada ve avrupada başlayan bu anti-semitizm ve göçlerin en mühüm neticesi, ilk defa olarak diasporanin orgütlenmeye başlamasıdır. Bu yahudi aleyhtarlığı neticesi yahudiler 1881 yilinda Odessada “ Hovevi Zion “, “ zionu sevenler” veya “ zion aşıkları” adlı dernek kurdular. ( KAYNAK: F.Armaoglu filstin meslesi ve arap-israil savaslari) Bu dernekle siyonizm ilk adımını atmış olmaktaydı. çünki derneğin amacı yahudilerin Filsitne ve Kudüse yerleşmelrini sağlamaktı. Bu dernekden ayrilan bir gurub yahudi Bilum harekati adi altinda ayri bir hareket baslatmislardi ve bu hareket istanbula kadar uzamis burdaki yahudilerin 1882 bilu Manifestosu adi ile bir deklerasyon yayinladi ki, Filstinde bir yahudi yurdu kurulmasini isteyen ilk siyonist belgedir.
Bu belglerle ve bunu arkasından kurulan dünya siyonist teşkilatının etkisiyle yahudiler küçük guruplar halinda filistine göç etmeye başladılar. Hatta osmanli devletinin devrilmesiyle filstin uzerinde ingilzlerin manda yonetimi baslamistir. Ingiliz manda yonetmi altindayken filistin ingilizler 1917 yilinda Bolfor Deklarasyonunu sundular ve deklarasyonda yahudilere filstinde toprak verildiyini belirtmislerdi hatta bu deklerasyon yahudielrin filistine goclerinin hizlanmasina da neden olmustu. Ingiltere mandater devlet olarak filstinlileri dis politikada temsil ediyorlardi bundan dolayi da, filstin halkindan gelen tepkileri ulusal kamoyunda duyurmak zorundalarad. Filstinin Arap halkı yahudilerin buraya göçlerinden rahatsızdı bundan dolayı ingiltere devleti filstin politikasını açıklığa kavuşturmak amaciyla 3 Haziran 1922 de dünya siyonist teşkilatına bir açıklama gönderdi. Bu aciklamada 1917 tarihli balfor deklerasyonunda bir yahudi filistin yaratma yetkisi verilmediğini, yahudiler için bir yurt tesisinin söz konusu olduğunu, hatta filistin araplariyal yahudilerin beraber yaşayacaklarından bahs edildiyini belirterek bundan sonra ingiltere devleti sadece dünya siyonist teskilati ile muhatap olacağıni belirtmişti. Hemen bunun arkasindan da Milletler Cemiyeti Konseyi 24 temmuz 1922 de aldiği karardada filstindeki ingiliz manda yonetiminin esaslarini belirleyerek 1917 senesindeki kabul edilen Balfor Deklarasyonununda ingiltere hükümetinin verdiyi kararlar doğrultusunda kabul ettiyini belirtmiştir.
Balfour Deklerasyonu
2 kasım 1917
Lord Rotschild
Majestelerinin hükümeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen yahudi siyonist isteklerini sempati ile karşılayan müteakip deklerasyonu iletmekden memnuniyet duyarım
Malestelerinin hükümeti Filistinde yahudiler için bir milli yurt kurulmasını uygun karşılamaktadıt ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacakdır. Filistindekı mevcut yahudi olmayan toplumların medeni ve dini haklarına ve başka ülkelerde yaşayan yahudilerin sahib oldukları hak ve politik statülerine zarar verecek hiç bir şeyin yapılamaycağı açıkca anlaşılmalıdır.

Ama bunada aldirış etmeyen yahudiler balfor deklarasyonunu esas alarak torpak edinmeye devam etmişlerdir. Yahudiler filistinden toprak satin alarak yerleşmeye başlamışlardı hatta satın aldıkları topraklardana arpları yani oranın yerli halkını zorla çıkartıyorlardı. Yahudilerin Filistinde toprak mülkiyetinin gelişmesi Mosav denen koloniler halinde olmuştur. Yahudilerin araplar üzerindeki baskılarını ve zulmini gören ingilizler yahudilerin filistine göçlerini yasaklamıştır. Buna rağmen yahudiler gizli yollarla filstine göçlerini davam ettirmiş hatta daha önce avrupalı yahudilerin konuştuğu yidiş denilen ortaçağ dilini gelşidirib ibraniceyi kullanmaya başlamışlardı, hatta Tel Aviv ibranicenin ilk konuşulduğu şehir olarak inşa edildi, ve 1920 yılından itibaren ibranice yahudiler arsında yaygın olarak konuşlmağa başlanmışdır.
Yahudilerin Filstine bu kadar hizla ve fazla göç etmeleri Arapları rahatsız ediyordu ve ayaklanmalar başlamışdı. Arapların ilk ayaklanmalrı 1920 Nisanında Kudüste olmuş ve arplarla yahudiler arsında kanlı çatışmalar çıkmıştır. Bunun ardından ikinci çatışma 1921 mayısında olmuştur, yahudilerden 47 kişi araplardan ise 48 kişi ölmüştür, Ve böylece arapalarla yahudiler arsındaki çatışmalar biruze vermeye başlamıştır. Bunun da nedeni yahudilerin filistin toprakalrını kullanmaya başlamalarıydı, yahudilerin bölgedeki su dan israf edilmeden kullanılması gerekdiğini demeleri çünki araplara göre onlarin inancına göre su allahın lütfüdur isteyen herkes istediyi kadar kullana bilir ama yahudiler böyle düşünmüyorlardı ve su kullanımına kısıtlamlar getiriyorlardi, yani arapalrin neden şimdiye kadarda karşi çıkamyıb şimdi yahudielre karşı çıkıb savaş açdıkalrı burdanda belli olmaktadır. Daha sonraki zamanlarda bu düşünce değişecek tamamile savaş nedeni toprak degil din yahudi-musulman kavgasi ortaya çıkacaktır. Bununda olduğunu 1929 senesindeki kanli çatışmadada görmekteyiz. 1929 yılında yahudiler kafileler halinde ağlama duvarına yürümüşler, ve bunun ertesi günü araplar buna cavab olarak büyük bir yürüyüş düzenlemişlerdi ve böylece aradaki gerginlik artmis ilk defa arplarla yahudiler arsinda dini acidan kanli çatışma ortaya çıkmıştır. Bundan sonraki senelerde aradaki catismalar dahada kızgınlaşacak ve toplu katilamlara neden olacakti. Yahudilerin kısıtli olsada Filstine göçeleri arapları kızdırıyordu hatta arapların kızgınlıkları o zamanki yaudilerin göçmelerine izin veren ingiliz yönetimineydi ve bundan doalyi filstin arapalri 1936 tarihinde biraraya gelib Kudüs müftüsü Haci Emin El-Huseyninin önderliğinde grev başlattılar, ve ingilz yönetiminden çoğunluk olduklari için derhal bir seçimin yapilib kendi kontrolleri altında bir hükümet oluşturulmasıydı. Ve bunun yapılmadığını gören araplar kanli çatışmalar ortamı yaratmaktaydılar. Ingiltere devleti bunlari çözmek için bazı girişimlerde bulunmaktaydı ilk olarak arapların ellerinden silahlarını aldılar, daha sonrada 1939 yılında ingiliz manda yonetimi Beyaz Belgeyi yayınlayarak gelecek 5 yil içinde 15000 yahudinin bölgeye gelmesini izin verdiğini açıkladı, bu belge yahudiler tarafıdan sert tepkilerle karşılandi ve balfor deklarasyonun karşı olduğu ima edildi. Bu belgeyle ingilizlerin bölgedeki politikasının değişdiğini gösterib bununlada ingiliz-yahudi ilişkilerinin bittiğini gösteren en önemli işaretlerden biri olarak kabul edilmektedir.

4. ikici dünya savaşında Filstin
Ikinci dunya savaşı içinde filistin meselesinin bir kaç özelliği vardı.
Bunlardan birincisi araplarin durumuydu. Burdanda bazi noktalara deyine biliriz, araplarin bölünmüşlüğüne, lidersizliklerine, son olarakda arplarin mihver devletlerine daha doğrusu nazi almanyasini desteklemişdir.
Araplarin bölünmüşlüğüne deyinirsek ikinci dünya savaşı esnasında araplarin içinde terör örgütleri oluşmuşdur ve bundan dolayı, ayrılıklar vardi, böylece araplari kendi aralarında ve dış güçlere karşı terörle mücadeleye girmişlerdi.
Ikinci mesle liderlik konusuna deyinirsek araplarin lideri Haci Emin El-Huseyni nin şansızlığı ve hiç filsitnde yaşamamış bile yahudilerin lideri olarakda Weizmann ortaya çıkmaktadır. Haci Emin El – Huseyni nin 1937 yilinda tutuklanmalar zamanı Filistinden kaçıb Beyruta yerleşmesi ordanda Bağdata daha sonrada Romaya geçerek mihver devletlerle ilişkilerini genişletmis hatta Hitlerle bile karşılıklı görüşme yaparak istediği zaman arap halkını ayaklandırıb Hitler tarafina çağıra bileceyini söylemişdi hatta bunun yapılması için nazi almanyasını bir deklarasyon çıkarmasi gerektiyini önermiş, amma Hitler bunu Kabul etmemişdir.
Weizmanan değinirsek o tam bir yahudi olarak ingiltere devletinin tarafında olduğunu belirtimiş ve ingilterye askeri yardim yapacağini soylemiştir hatta savas çikdiği zaman ingiltere askerleri icinde ilk basta 10.000 yahudi askeri varken savaşın bitmesine yakın zamanda bunun sayisi 27.000 çıkacakdir. Bunun yaninda yahudiler ingilterenin başına savaş esnasinda iki konuda bela oldular bunlardan biri izinsiz yasa dışı göçelrin filsitne götürülmesi, diğeri ise ingiliz askerlerinden yahudi askerlerinin silah çalmasiydi bununlada yahudiler 2. dunya svşından sonra ingiletre devleti ile savaşmaya hazirlaniyorlardi. Bunun yani sira yahudiler ingiltere devletine toprak almayi serbest bırakalmarı için baski uyguluyorlardı ama ingiliz devleti buna yandas olmadi çünki savaı esnasında bunu yaparsaydi sadece filistin araplari değil tüm ortadoğu arapalrını ayaklandiracakdı. Bu sebeple ingiltere tamamile aksi yönde haraket ederek, 1939 MacDonald Beyaz kitabının ön gördüğü, yahudilere toprak satış sınırlamaları 28 şubat 1940 da yayiınladığı bir yönetmelikle yürürlüğe koydu. Beyaz kitabda ne olduğuna bakarsak ise, 1939 beyaz kitabi Filistin topraklarını (A) (B) ve © diye 3 bölgeye ayırmış ve ancak %5 teşkil eden © bölgesinde yahudilere toprak satışını serbest birakmıştır. Araplar ingilterenin bu kararindan razi kalsalrda yahudiler buna karşı çıktılar ve protestolar yapdialr. Yahudiler bunu Kabul etmeyerek 9-11 mayis 1942 tarihlerinde New York da Bilmore otelinde yapılan dünya siyonist teşkilatının olağanüstü kongresinde 11 mayis 1942 gunu Bilmore Programi denen bir belge Kabul edildi. 8 maddelik kararlardan ibaret olan bu Program 1939 MacDonald Beyaz Kitabnı tümüyle redd ediyordu, yahudilerin kendilerine yurt edinmesi gerkdiğini savunub, yahudi göçlerini kontrolünü yahudi Ajansına bırakılamsı gerekdiğini savunmuşlardı. Kisacası yahudi çoğunluğunun bulunduğu bölgede yahudi devletinin kurulmasını istiyorlardı.
Buna karşılık olarak ikinci dünya savaşı esnasında, sadece filistin arapları arasında değil, arap ülkeleri arasında bir dayanişma ve birlik olşutu hatta 1944 de iskenderiyede Arap Liginin Kurulmasını sağlayacak ilk toplantıyı yapdilar.
Ikinci dünya savaşı bittikden sonra filsitinlilerin ingilterenin başına büyük sorun olacağını gören ingiliz yönetimi, sorunu önceden çözmek için 1945 eylülünde savaş biter bitmez ingiltere bu konuda önceden 3 farkli adim atmayi düşünüyordu. Bunlarda ki………..
1)ingiliz savas kabini Filistin politikasını çözmek için kendi içinde bir kabin oluşdurub komitenin de başına içişleri bakani Herbert Morisson u getirmişdi. Komite Morisson Beyaz Kiatbı adı alan rapaorunu 26 eylul 1944 de verdi, açıklamda da araplarla yahudiler arsında taksim ön görülmüşdu.
2) ingilterenin Kahiredeki ortadoğu devlet bakanı, Filistinde “ uniter “ bir devlet yani tek bir bağımsız devletin kurulmasını teklif etmişti.
3) sondakinde ise somurgeler bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı bir kaç öneri sunmuştur şunlardaki…………..
a) Taksim
b) Uniter devlet
c) Yahudi göçlerine müsadeye devam etmek
d) filstini manda yönetimi altında yönetmeye davam etmek
sonda böyle oluşan kararsızlıklar ingilterenin Filistiin bırakıb kaçmasına neden olacaktır.

5.TAKSIM Planı
Amerika Birleşmiş Devletinin ve Birleşmiş Milletlerin etkileri
Ikinci dünya savaşından sonra İngiltere Devletinin maddi gücü azaldığı için OrtaDoğudaki topraklarında yönetim etkisini itirdiyi için Amerika Birleşmiş devletinden yardım istedi. Bunu kabul eden Amerikan başkanı Turman bu öneriden sonra orta doğu üzerinde söz sahibi olmağa başlamışdır. Ingiliz yönetimi Amerikan yönetiminden Filistin konusunda yardım istemiş ve bunu abul eden amerikan yönetimi hatta 2. Dünya savaşı sırasında Filistin meselesi ile meşkul olmuşlardır. Bundan sonra Filistin meselesinden dolayı İngiltereden memnun olmayan arap ülkeleri Amerikanın dikkatini Filistin meselesine çekmeye çalışmışlardır hatta ilk girişimlere Mısır devleti girmişdir. Bu sıarlarda Filistin konusunu en çok savunun ülkelerden olan Suudi Arabistan ve o zamanki kralı Abdülaziz İbni Suud Roosevelt’e mektub yazarak bu konuda yardım istemişti ve Filistinde bir arap ülkesi kurulmasını önermişdi, Roosevelt yönetimindekı Amerika Birleşmiş devletı bunu arap ve yahudi halklarına danışmadan yapılmasının imkansız olduğunu belirtmişdir. Roosevelte yahudi konusunun zor olub Filistin toprakları üzerinde bir yahudi devletinin kurulmasının askerı guçle olduğunu biliyordu buna rağmen 1944 Başkanlık seçimlerinde yahudi oylarını kazana bilmek için Filistin meselesini seçim platformuna almışdır, ama seçimden hemen sonra Mısırda Suudi Arabistan Kıralıyla yapdığı görüşmede Rooseveltin görüşleri arap yönünde değişmişdir.
Roosevelt’den sonra Harry Truman başkanlığa gelmiştir. Filistin konusunda bilgili olmayan Trumana diplomatlar, kongre üyeleri, daha bir çokları başkana bu konuda kendi düşüncelerine göre yönlendirmeye çalışmışlardır. Siyonistler ve bir çok politikacı yahudileri desteklemsi gerektiğini söylemişlerdir, bunlara karşıda dış işlerinin bakanlığının çoğunluğu başkana aksi istigametde tavsiyelerde bulunmuşlardır. Avrupadaki yahudi mülteciler meselesi Trumanı siyonist davasının içine sürüklemiştir. Truman, bu yahudi mültecilerini incelemek üzre, Pennyslvania Üniversitesi Hukuk Fakultesi Dekanı Eral G. Harrisonu görevlendirdi. Harrison Avrupadaki mülteci kamplarındakı yapdığı incelemlerden sonra, raporu ağustos 1945 de Trumana verdi. Rapor, yahudi mültecilerin durumlarını çok acıklı bir şekilde anlatıyor ve en azından 100.000 yahudinin Filistine gönderilmesi gerekdiğini bildiriyordu. Harrison raporu üzerine başkan Truman 31 Ağustos 1945 İngiltere Başbakanı Attlee ye bir mektub yazarak bu 100.000 Filistine kabulünü istemişdir. Filistin ekonomik kaynakların bu kadar mülteciyi kabule imkan vermiyeceğini bidiren Attlee, teklifi kabul etmediği gibi, Trumanın bu teşebbüsü arap ülkelerinin tepkilerine neden olmuşdur. Bunun üzerine Waşingtondaki Mısır, Suriye ve Lübnan elçilikleri Dışişleri Bakanlıklarına verdikleri ortak notada silahli direnme niyetlerini belirtmekdeydiler. Amerika ise buna cevab olarak araplara ve yahudilere danışılmadan Filistinin esas durumu hakkında bir karar alınmıyacağı hususundaki eski teminatını tekarladı.
Bunun ardından Trumanın bu kararını Hinidstan Müsülmanlarının liderı CINNAH Attlee ye bir telegiraf çekerek Filistine yahudi göçüne izin verilmesini canavarca olarak nitelendirmiş, ve 1939 Beyaz Kitabına bağlı kalınmasını istemişdir. Cınnah yapdığı bir mittingde arapların yahudilere karşı mücadelelerinde yanlarında olacaklarını söylemişdi.
10 Ararlık 1945 de Trumanın ısrarı üzerine Filistin meselesini incelemek için bır Anglo-Amerıkan Araştırma Komitesi kuruldu. Komite 6 sı Amerıkanlı 6 sı İngiliz olmak üzre 12 kişiden oluşuyordu. Anglo-Amerikan Komitesi 4 ocak 1946 da Washingtonda çalışmalarına başladı ve ondan sonrada ortadoğu ve avrupada incelemeler yaparak 20 Nisan 1946 tarihli raporunu 22 Nisanda Trumana sundu.
Rapora gore…………
Avrupadaki yahudilerden 100.000 kişinin Filistine yerleştirilmesi
Yahudilere toprak satışı yasağının kaldırılması
Filistinde ne bir yahudi ne dekı bir yahudi devleti olacakdır
Birleşmiş Milletler vesayet rejiminin işlemesine kadar, Filistin İngilterenin yönetiminde kalcaktır.
ilk olarak karşı gelen ülke ingiltere olmuşdur çünki ingiltere yahudilerin onlara silahlı saldırıları durdurmadıkalrı sürece göçü kabul etmeyeceklerini söylediler.
Araplarda bu karara tepkiyle karşıladılar ve asla böyle bir raporu kabul etmeyeceklerini söylediler ve şiddetle karşı gelmişlerdi. Araplar, Filistin meselesinde Amerikanın hiç bir yetkisi bulunmadığını söyleyerek Anglo-Amrikan Raporunu reddetdiler.
Rapor yahudilerin ne kadarda heline gözükse bile yahudilerin tepkisine neden oldu, Ben-Gurisona göre bu rapor 1939 Beyaz Kitabın bir başka şekliydi, bu nedenle yahudilerde raporu kabul etmediler. Bu rapordan da bir şeyler ortaya çıkarmaya ıkı ülke bir daha bir araya gelib yeni yöntemler aramaya başlamışlardır. Bundan sonra her iki ülkenin kabinleri kendi içlerinde birer komite teşkıl etdiler, Amerika komitesinde Henry F. Grady, ingiliz komitesinde Filistin komitesi Başkanı Herbert Morrison getirildi. Bu iki komitenin görevi tarflar arsında ortaya çıkan görüş ayrılıklarını müzakire edib ve uzlaşmayı sağlamakdır. Iki komite bir araya gelib MORRISON Planı adlı rapor hazırladılar
Plana gore…………
Filistin ‘’ arap eyaleti’’, ‘’ yahudi eyaleti ‘’, ve birde ingiltereye ait olan merkezi yönetim olmak üzre 3 kısıma ayrılıyordu. Bu kısımda yahudi eyaleti Fillistini 4.500 km2 toprağının 1.500 km2 sahib oluyordu geri kalan kısmada merkezi yönetim ve arap eyaleti kurulacakdı.
Morrison Planına ilk tepki bu sefer Başkan Trumandan geldi yahudi mültecilerinin göç meselesi çözülmediyi için Truman bu Planı kabul etmedi. Bunun ardından yahudilerde bu plan yahudi devletinin kurulamsını değil sadece 1939 Beayaz Kıtab ın devamı olarak nitelendirdi.
Bu planı hemde araplarda kabul etmediler çünki bu plana göre yahudi devletinin kurulamsına izin verildiğini düşünüyorlardı.
Bu palnın kabul edilmemesinden sonra Arap devletleri bir araya gelerek 6 maddelik kendi tekliflerini ileri attılar. Bu göre
Filistin üzerindeki İngiliz mandası kalkacak, bağımsız bir Filistin Devleti kurulacaktı. Demokratik bir anayasa ile Filistin Yahudilerine hertürlü azınlık hakalrı tanınacakdır. Yahudi göçlerine bağımsız Filistin devleti karar verecektir. Bağımsız Filistin devleti İngiltere ile ittifak anlaşması yapacakdır. İngiltere devleti bunu prensib olarak kabul etdi ve bu yönde girişimlere girmeye başlamışdı ve bakdı ki bunu böyle yapılamsı olanaksızdır. Bunun nedeni de İngiltere devleti Londra Konferansı başlığı altında Yahudilerle Arapları bır araya toplamaya çalışdı ama yapamadı.
Bunu ardından 27 oacak – 13 şubat tarihleri arasında ikinci Londra Konferansı ayarlandı buradada yine Yahudilerle Araplar bir araya gelemdiler ama İngiltere ikisi ile de ayrı müzakirelerde bulundu. Dığer tarafdanda İngiltere yine Morrison Planındaki ‘ özerk eyaletler’ sistemini özerkliğin sınırlarını biraz daha genişleterek ortaya attı. Bunu yinede ne Araplar nedeki Yahudiler kabul etti. Bunu üzerine İngiliz kabinesi 6 şubatta Bevin palnı adını alan yeni bir plan kabul etti. Bu plana göre Filistin 5 yıl içinde bağımsızlığa hazırlanacak, bu sürec içersinde Filisitin toprakalrı Yahudi ve arap çoğunluğuna dayanan kantonlara bölünecekdi ve artı Bevin Planına göre Filistine ayda 4.000 yahudinin göçüne izin verilmek süretile iki yılda 96000 yahudi mülteci kabul edilecekdi. Bu palnı yinde ne Yahudiler ne deki Araplar kabul etmediler. İkici Londra Konferansında da hiçbir neticeye varamayan İngiliz devleti Filstin meselesini 18 Şubat 1947 de Birleşmiş Milletlere gönderme kararı aldı. İngiltere 2 Nisan 1947 de Birleşmiş Milletlere resmen başvurarak, Filistin meselesinin Genel Kurulun gündemine alınmasını istedi. İngelterenin isteği üzerine Genel Kurul 15 mayısta toplanarak 7 oya karşı 45 oyla Birleşmiş Milletler Filistin Özel Komitesini kurulmasını ve bu komitenin 11 üyeden oluşmasına ve komitenin raporunu en gec 1 eylül 1947 de sunmasına karar verildi.
B.M.Özel Komitesi 16 haziranda Kudüste ilk toplantısını yapdı, komite Yahudilerle ve araplarla görüşerek kararları aldı. Komite görüşmelerinde Yahudiler Filistinin münasib bölgesinde Yahudi devletinin kurulması için izin istediler hatta siyonizmin lideri Weizmann doğrudan doğruya Filistinin ‘’taksimini’’ istedi. Arap devletleri ise bağımsız Arap devletinin kurulmasını istediler. Özel Komite raporunu bunların üzerine hazırlayarak Genel Sekretere teslim etdi. Raporda bir Çoğunluk Planı ile bir de Azınlık Palnı vardı.
Çoğunluk Planına göre Filstin Arap devleti, Yahudi devleti, ve Kudüs bölgesi olmak üzere üçe taksim edilmekdeydi. Arap ve yahui devletleri 1947 1 eylül tarihinden itibaren ıkı yıl içinde bağımsız olacaklardı. Komite bunu yanı sıra devletlere verilecek toprakalrın sınırlarını çizmiş ve Kudüs bölgesini Birleşmiş Milletler vesayeti altına koymusdu. Raporda çizdiği sınırlara göre arap devletinin yüzölçümü 4.476 km2 olub Filistin topraklarının %42.88 ini, Yahudi devletinin yüzölçümü 5.893 km2 olub Filistin topraklarının % 56.47 teskıl etmekdeydi. Geri kalan kısımı ise Kudüs bölgesi teşkil ediyordu. ( KAYNAK: F.Armaoğlu Filistin meselesi ve arap - isaril savaşları, Filistin meslesi Birleşmiş Milletler );
Azınlık Planın da Filistini Araplarla Yahudiler arsında taksim etmekle beraber, Kudüs başşehir olamk üzere arap ve yahudid evletlerinden meydana gelen bir Filistin FEDERAL Devleti kuluması öngörülmekteydi.
Bu kararları konuşmak için Filistin Özel Komitesi bütün Birleşmiş Milletlerini temsil edildiği ad hoc komite teşkiline karar verdi. Bu komitede İngiltere temsilcisi ülkesinin resmen filistinden çekildiğini ilan etti, ve bunun sonuc bulamsı için Filistin arapalrı ile Yahudiler arsında ortak karar verilmesi gerekdiğini söyledi.
Her iki gurubada yani Yahudilere ve Araplar ayrı ayrı günlerde söz verildi, Arapların görüşlerinde hiçbir değişiklik olmadan Filistinin tümünde tek bir bağımsız Arap Devletı kurulmasını istedi.
Yahudilerin görüşlerinde ise Azınlık Planın tamamile kabul etmediklerini bildirib, Çoğunluk Planınında kendileri için tatmin edici olmadiğini söylediler. Yahudiler Filistinin tümünde bir Yahudi devleti kurulması gerekdiğini savunmuşlardı.
Bunlara rağmen ad hoc Komite bazı değişiklikler yapdığı Çoğunluk Planını 25 kazım 1947 de 25 lehde, 13 aleyhte ve 17 çekimser oyla kabul etti. Bu kararla Birleşmiş Milletler Filistinin Araplarla Yahudiler arsında bölüşdürülmesine karar vermişdi.

6. Israil Devletinin Kurulmasi.
Genel kuruldakı oylamanın ve taksim planın kabulünün hemen ardından 2 aralık 1947 de oylamayı protesto etmek için arapalrı sokaklara çağıran Arap Yüksek Komitesi bu çağırışla Kudüs ayakalnması olarak bilinen çatışmaları başlatmış oldu. Çatışmaların doruğa çıkdığı bir an da Birleşmiş Milletler taksimi sağlayamadı diye Kudüsden geri çekilmesi sorunların en doruğ noktası oldu ve patlak verdi. Ve 1948 Yahudi Geçici Ulusal Konseyi 14 Mayısta 5-e karşı 6 oyla yenı Yahudi Devletini Kurdular. Ben-Gurion Israılın kurulduğunu açıkladı ve ardından hemen 16:00 yapılan açıklamadan sonra 16:30 da ABD ve 17:00 da Soveytler Birliği tarfından tanındı. Kurulan İsrail Devletinin ilk Devlet Başkanı Chaim Weizmann, ilk Başbakanı da David Ben-Gurion oldu. ( KAYNAK: Oral Sander Sıyası Tarih(1918-1994) ) (KAYNAK2: Arap-İsrail Uyuşmazlığı B.Süear, A.Ö.Atmaca: F. Armaoğlu Filsitn Meselesi ve Arap – İsaril Uyuşmazlığı.)

7. 1948-1957 yillari arasinda Filistin toprakarinda bas veren deyisiklikler
El-fetih hareketinin kurulmasi
14 mayıs 1948 de İsaril Devletinin kurulmasının hemen ardından ortadoğuda gerginlikler dahada artmaya başladı. Bunun ardından 15 mayıs 1948 de 1. Arap-İsrail savaşları başladı bunun nedenide Filsitin toprakalrı üzerinde bir Yahudi devletinin kurulmasına izin verilmesiydi. Hatta İsrail devleti kendi devletinin kurulduğunu açıkalndığı an bile arap devletleri havadan uçaklarla saldırılar yapmaya başlamışlardı. Bu sıralarda kendini yeni bulan İsrail devleti hem kendi hakimyetini kurmak hemde arap devletlerine karşı mücadele etdiyi için çok zor anlar geçirmekdeydi. Bunun ardından Filistin Arapları Yahudilerin İsrail devleti ismi altında sıkışdığını görüb 1 ekim 1948 de Filistin Devleti Gazzede ilan edildi ama bu ilanın ardından İsarailin saldırısına uğrayan bu bölglerde fazla tutunamayan örgüt hemen dağılıb farklı ülkelere göçmeye başlamışlardı. 1948 de arap devletlerine saldıran İsrail devleti Taksim plaında sunulan topraklarını %21 oranında genişletmişdi. Bunun sonucu olarak Filistinlilerin 150.000 i İsrail vatandaşlığını alarak İsrail, 450.000 i Ürdün, 200.000 i Mısır, 90.000 suriye yönetimi altına girdi.( KAYNAK: Arap-İsrail Uyuşmazlığı B.Süear, A.Ö.Atmaca, Harun Yahya İsarilin Dünya Egemeliği Politikası )
11 mayıs 1949 İsrail Birleşmiş Milletlere kabul edildi. Bu aşamalarda hem iç sorunlara hemde Filistinlirein çatışmalarına, hemde arap ilkelerinin tepkileriyle karşılaşan İsrail devleti zor zamanlar geçirmesine rağmen Birleşmiş Mılletlere girmeye hakk kazanmış ve orda tutuna bilmişdir.
İsrailin işgal etdiyi yerlerle birilikde yüzölçümünü büyüterek genişlemişdir. İsrail işgal etdiyi topraklardan Yahudileri zorla göçe maruz bırakmışdı hatta 1949 da 750.000 olan mülteciler 1950 li yılların sonlarına gelindiğinde 1.000.000 geçmişdi. 1950 Geri Dönme Yasası dünyanın neresinde olursa olsun tüm yahudilere israilin kapısını açmışdı. 1952 de çıkartılan vatandaşlık yasası ile yeni yerleşimcilere Yahudi vatandaşı olma hakkı tanınırken Araplarada arap oldukları için İsrail vatandaşlık hakkı tanımamaktaydı. İsrail devleti elinde bulundurduğu Kudüsün batısında 23 aralık 1950 yılında Kudüsü Başkent ilan etdi. Ve bundan sonra tüm devlet binalrını ve gerekli mülkleri buraya taşımaya başlamışdır. Bu kararı ne Avrupa devletleri olsun ne deki arap devletleri olsun kabul etmediler, hatta birleşmiş Milletlerin önerisine göre başkent olması geren Tel-Aviveyi İsrailin başkenti olarak kabul edib tüm konsolosluklarını ve diğer gerekli örgüt yerlerini orda barındırmağa davam etmişlerdir hatta bu uygulama şu anda bile devam etmekdedir.
1955 yılında başkan nasır Gazzedeki Filistinlileri komando eğitimine tabi tutarak bunları fedayi ad altında İsraile saldırtamsıyla başlatılmışdır. Fedayi haraketi kısa ömürlü olmuş ve 1956 savaşında Gazzenin İsaril tarafından işgali üzerine bütün fedayi mensuplarının listesi İsraillerin eline geçmiştir.

FEDAİ kelimesi Arapçada hayatını feda etmek için hazır olan kişi anlamına gelir.1948 Arap-İsrail savaşının sonundaki mülteci durumundaki Filistinliler taafından oluşturulan silahlı Filistin guruplarına verilen addı.

Fedayi komando örgütlerinin ikinci aşaması el-fetihin kurulmasıdır. El-fetıh Yaser Arafat Tarafından 1958 senesinde Kuveyt de kurulmuşdur. Filistin diasporası tarfından kurulan fetih fethetmek yada ki açılmak anlamına gelmekdedir ayrıca Arapçada Haraketi Tarihi Filistin yani Filistin Kurtuluş Hareketi nin tersten okunuşunun baş hariflerinden oluşur.

Yazar: Elşen Resulov | Əlavə edən: YARADICI (2009-01-02) | Müəllif: Elşen Resulov
Baxış sayı: 1584 | Reytinq: 5.0/1
Cəmi Şərh: 0

Only registered users can add comments.
[ Registration | Login ]

Copyright MyCorp © 2017Bütün hüquqlar qorunur  Saytda verilmiş xəbər və yazılan şərhlərə görə Qeribler.com administrasiyası məsuliyyət daşımır!