UNUTULMAYAN LİDER HAYDAR ALİYEV. - Elşen Resulov <!--%IFTH1%0%-->- <!--%IFEN1%0%--> - - soz6.com
http://img140.imageshack.us/img140/7895/3copyge6.jpg
Bölmələr
Yazarlar
Xancan Kərimov [49]
Xəyalə Ələkbərova [11]
Aydan İbrahimova [22]
Həmidə Muxtarzadə [6]
Gülnar Məmmədli [4]
Mehriban Pərviz qızı [19]
Eyyubova Şahnaz [2]
Digər Müəlliflər [9]
Nərgiz Cəmilova [6]
Elvin Kədər [3]
Elşen Resulov [14]
Həsən XAN [3]
Ajka Bayramova [9]
Nur [0]
romeo83 [4]
Web xəbərlər [128]
Giriş
Axtarış
Dost Saytlar
Mini chat
Sorğu
Forum Yenidən İstifadəyə verilsinmi ?
1. Bəli
2. Xeyr
Tam səslər: 23


Cəmi online: 1
Qonaq: 1
İstifadəçi: 0

Çərşənbə axşamı, 2017-02-28, 18.46MainRegistrationLogin
sayt artıq işlemir !!!
yeni adresimiz:
Welcome Qonaq | RSS
Əsas » Məqalələr » Elşen Resulov

UNUTULMAYAN LİDER HAYDAR ALİYEV.
Haydar Alirza oğlu Aliyev 10 Mayıs 1923 senesinde Azerbaycan’ın Nahçıvan kentinde doğdu. Çıkan savaştan dolayını eğitimini bitiremeyen Aliyev 1941 yılından itibaren Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Halk İçişleri Komiserliğinde ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Halk Komiserleri Meclisi’nde Şube Müdürü olarak görev yaptı ve 1944 senesinde çalışmak için devlet güvenlik teşkilatlarına gönderildi. Bu dönemden itibaren devlet güvenlik teşkilatlarında çalışan Haydar Aliyev 1964’ten Azerbaycan SSC Bakanlar Kurulu yanında devlet güvenlik komitesinde başkan yardımcısı, 1967 yılından itibaren ise başkan olarak görev yaptı ve tuğgeneral rütbesine kadar yükseldi.
Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin Haziran 1969 tarihli genel toplantısında Haydar Aliyev Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri seçilerek cumhuriyetin yönetimini üstlendi. Aralık 1982’de Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro üyeliğine seçilen Haydar Aliyev SSCB Bakanlar Kurulu Başkanı Birinci Yardımcısı görevine atandı ve SSCB yöneticilerinden biri oldu. Yirmi yıl SSCB Yüksek Sovyeti’nde milletvekilliği yapan Haydar Aliyev beş yıl ise SSCB Yüksek Sovyeti başkan yardımcısı olarak çalıştı. Ekim 1987’de Haydar Aliyev Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbürosu’nun ve bizzat Genel Sekreter Mihail Gorbaçov’un yürüttüğü siyasi yöntemleri protesto ederek, görevlerinden istifa etti.
20 Ocak 1990 yılında Sovyet ordusunun Bakü’de yaptığı kanlı faciayı kınayarak ertesi gün Moskova’da Azerbaycan temsilciliğine gelen Haydar Aliyev bildiri yayımlayarak, Azerbaycan halkına karşı yapılan suçun organizatörlerinin ve faillerinin cezalandırılmasını talep etti. Dağlık Karabağ’da baş gösteren ihtilaflı kritik durumla ilgili olarak SSCB ileri gelenlerinin ikiyüzlü siyasetini protesto eden Haydar Aliyev 1991 yılı Haziran ayında Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyeliğinden istifa etti. İstifadan sonra Azerbaycan’a dönen Haydar Aliyev bir süre Nahçivan’da yaşadıktan sonra, halkın yoğun isteği ve ayaklanmasından sonra Bakü’ye gelerek Azerbaycan Yüksek Sovyeti’nin Başkanı seçildi, daha 24 Temmuz’da Meclis’in kararı uyarınca Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini yerine getirmeye başladı. Bunun ardından seçime giden Azerbaycan halkı 3 Ekim 1993’te yapılan genel seçimlerin sonucunda Haydar Aliyev Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı seçildi. Seçimden sonra, yemin töreninde konuşan Azerbaycan’ın yeni lideri Haydar Aliyev konuşmasındaki cesurluk ve içtenlikten dolayı halk tarafından çok sevilmesinin nedenlerini belli etti. 10 ekim 1993 yılı Cumhuriyet sarayındaki yemin töreninde Haydar Aliyev Azerbaycan Cumhuriyeti çok eski, zengin kültüre, büyük doğal kaynaklara sahiptir. Devletin bağımsızlığı Azerbaycan Cumhuriyeti’nin gelecek kalkınması için tüm bunların verimli kullanımı açısından iyi bir ortam sağlamaktadır. Bunlar bizim öncelikli görevlerimizdir. Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını çok acılı ve zorlu koşullarda kazanmıştır. Cumhuriyetimiz için en zorlu sorun 5 seneyi aşkın bir süredir devam eden savaş, Ermeni silahlı kuvvetlerinin topraklarımıza yönelik saldırısı ve sonuç itibariyle Azerbaycan halkının büyük belalarla karşılaşmasıdır. O yüzden Azerbaycan Cumhuriyet’inde savaşın bitmesi ve vatandaşlar için rahat, sakin, huzurlu yaşamın sağlanması öncelikli görevimizdir. Azerbaycan’ın zor savaşa sürüklenmesi, şu problemin, yani Karabağ probleminin ortaya çıktığı dönemlerde cumhuriyet yöneticilerinin, eski Sovyetler Birliği yöneticilerinin yaptıkları yanlışların sonucudur. Fakat, ne yazık ki, cumhuriyetin şu zor durumdan kurtulması için önceki dönemlerde gerekli önlemler alınmamıştır. Cumhuriyetin içine düştüğü zor ekonomik, sosyal, siyasal, toplumsal ve manevi kriz son zamanlar iyice derinleşmiş ve 1993 senesinde, neredeyse, en son düzeye ulaşmıştır söyleyerek Azerbaycan devletinin sorunlarını en kısa yoldan özetlemiştir. Bunun ardından reformların geleceğinin sinyalini vermiştir ve tarihsel süreçte bunun böyle olduğunu bize göstermiştir. Sovyet’lerden sonar dağılan Cumhuriyet’lerin gelecekteki süreçte siyasal ve ekonomik olarak zor olacağını vurgulayan Haydar Aliyev bunun Azerbaycan inde geçerli olduğunu söylüyordu. Azerbaycan devletinin petrol kaynaklarının olmasının bir avantajı olduğunu da vurgulayarak bu bağlamda siyasal politikalar izlemeğe başlamıştır.
Haydar Aliyev’in ekonomi politikalarının petrol üzerinden olmasını da bunu açıkça göstermiştir. 1991’deki bağımsızlığın akabinde ülke, bütün geçiş ekonomilerinde görülen sosyo-ekonomik ve politik problemlerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Bağımsızlığın ilk yıllarında %20’lere ulaşan negatif büyüme oranları %1000’lere ulaşan enflasyon oranları ile karamsar bir ekonomik tablo ile karşı karşıya kalan ülkede özel sektör girişimlerinin bütün GSMH içerisindeki payı %20’lere bile ulaşamamıştır. Ülkenin, yeraltı rezerveri zenginliğinden tarım ve turizme uzanan geniş bir yelpazede büyük bir ekonomik kalkınma potansiyeli taşıyan kaynaklarının (Efendiyev, 1999; 176) fiili hale getirilmesi başlangıç koşullarının zorluğu nedeniyle gecikmiştir. Bu dönemde, Sovyet yıllarından kalan bölgesel üretim ağlarının kopması ve yabancı yatırım ortamının gelişememiş olması nedeniyle ekonomik performans oldukça düşük düzeyde seyretmiştir. Üstelik Sovyet Azerbaycan’ı döneminde reformlar açısından parlak bir performans ortaya çıkmamış, merkezi planlamanın yönlendirdiği dev ve verimsiz işletmelerle rehabiliteye muhtaç bir alt yapı miras olarak devralınmıştır (Horton ve Mamedov, 1999; 136). Dönemin sonunda (1994) Yüzyılın Anlaşması olarak tanımlanan petrol anlaşması ile birlikte ülkenin ekonomik bir cazibe merkezi olmaya başladığı görülmüştür. Karabağ sorununun donmaya terk edilmesi ve ekonomik problemlerle mücadelenin ön plana alınmaya başladığı bu dönemde siyasal istikrarın nihayet sağlanmış olması, olumlu bir dönemin başlayacağının ilk işaretini oluşturmuştur. Siyasal istikrar yıllarına girilmesinde Sovyet döneminin deneyimli politikacısı olan Aliyev faktörünün önemi büyüktür. Yüzyılın Anlaşmasından sonra, özellikle Sovyet sonrası dönemde bölgede ortaya çıkan boşluk ABD’li ve Batılı petrol firmalarını ülkeye yöneltmiştir. Eylül 1994’te imzalan “Yüzyılın Anlaşması” ile dikkati üzerine çeken Azerbaycan, 15 farklı ülkeden 33 firma ile 60 milyar dolarlık petrol anlaşması imzalamış, bu dönemde fiili yabancı yatırım miktarı 4 milyar dolara ulaşmıştır. Bu bağlamda, bağımsızlığın ilk yıllarında azalan petrol üretimi hızla yükselmeye başlamış, %10’lar civarında yıllık büyüme oranlarına ulaşılmış, ihracatın dörtte üçünü oluşturan petrol önemli bir dış gelir kalemi haline gelmiş ve petrol kaynaklı gelirlerin devlet bütçesinin yarısını oluşturduğu gözlemlenmiştir. Yüzyılın Anlaşması döneminde Haydar Aliyev’in eski Sovyet Cumhuriyeti yerine kurulan Rusya’nın baskılarına iyi dayanarak politik iradesini ortaya koymuştur. Rusya devletinin arka bahçesi olan bölge Kafkasya’yı etkisi altında tutuma politikalarına direnmiştir. Özellikle bu zamanlarda kurulan BDT ve Rusya’nın baskısıyla buraya üye edilmeye çalışılan Orta Asiye ve Kafkasya Cumhuriyetleriydi. Rusya’nın buradaki hedefi Batının yeni kurulmuş Cumhuriyetlerdeki etkisini azaltmak istemesidir. İlk başlarda buna direnen Azerbaycan devleti daha sonra manevra yaparak Haydar Aliyev’in politik önderliğinde Yüzyılın Anlaşmasına karşı çıkan Rusya’ya karşı BDT üyelikle karşılıklı anlaşmaya varılmıştır ve böylece büyük bir politik baskı ortadan kalkmıştır. Aliyev’in ülke yönetimine damgasını vurduğu bu dönem, Batı ve ABD’nin Orta Doğu petrollerine olan bağımlılıklarını azaltmak istedikleri ve Sovyet sonrası coğrafyada Rusya’nın etkinliğini kırmaya çalıştıkları dönemle eş anlı olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda hem Batı hem ABD, kendi petrol şirketlerini Azerbaycan’da yatırım yapmaya yoğun biçimde teşvik etmişlerdir. ABD ve Batı eksenine Türkiye’nin de dâhil olmasıyla hem Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı faaliyete geçebilmiş, hem de muhtemel doğal gaz boru hatlarının öncülüğünde yeni projeler gündeme gelebilmiştir. Azerbaycan, makro ekonomik veriler açısından dikkate alındığında 1995’ten günümüze değin küçük dalgalanmalar dışında sürekli pozitif üretim artışının gerçekleştiği bir ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanayide üretim artışı, tarım sektörüne göre daha hızlı gerçekleşmiş ülkedeki sermaye yatırımları genel trend açısından sürekli genişleme eğilimi göstermiştir. Üretici ve tüketici fiyatları bakımından fiyat istikrarının büyük oranda yakalandığı ülkede özellikle Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) dışı ihracat rakamlarının çok hızlı arttığı gözlemlenmiştir (www.cisstat.com). Özellikle bu dönemde geleneksel ticaret ağlarını oluşturan BDT ülkelerinin öneminin azalmaya başlaması ticaretin ülke kompozisyonunun hızla evirilmeye başladığını göstermektedir. Dönemin başında özellikle 1993’ten sonra 3 milyar dolar civarında belirlenen GSYİH’nın 2006’da 20 milyar dolara yaklaşmış olması 12 yıllık periyotta ülkenin üretim değerindeki değişmenin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. İhracatın GSYİH’ya oranı bakımından elde edilen sonuçlar oldukça iyimser olup 2006 için %70’e kadar ulaşmıştır. Bunun anlamı GSYİH büyümesinde ihracatın artmasının büyük bir paya sahip olduğudur. Bu dönemde ortalama 9 milyonluk bir nüfusa sahip olan ülkeye yönelik doğrudan yabancı yatırımlar, dünyada kişi başına düşen yabancı yatırımlar açısından ülkeyi ilk sıralara oturtmuştur (The World Bank, 2008). Haydar Aliyev’in etkisinin büyük olduğu bu gelişmede eksikliklerde yok sayacak kadarda az değildi. Kapitalizmin kurumsal arka planının yeterince gelişmemiş olduğu pek çok ülkede olduğu gibi lider ve lider bürokrasisi eksenli bir idari yapılanma Azerbaycan için de geçerlidir. Devlet geleneğinin gelişmemiş olduğu eski Sovyet cumhuriyetlerinde meydana gelen gelişmelere paralel bir politik gelişme çizgisi çağdaş Azerbaycan için de geçerlidir. Bu nedenle oluşan boşluklara müdahaleler edilmesi gerekli, bu bağlamda reformlar yapılmalıdır. Nitekim Haydar Aliyev’in cumhurbaşkanlığı ile birlikte ülkede gelişen uluslar arası yatırım ortamı, üretim düzeyi, refah düzeyi Azerbaycan için iyi bir başlangıç sayılabilir. Azerbaycan günümüzde içinde bulunduğu coğrafi alanla ilişkili olarak Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO), Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (BSEC) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi olması yönüyle bölgesel ölçekte önemli bir ülke haline gelmiştir. Özellikle ECO’da yaşamsal bir öneme sahip olan ulaşım sektörü açısından, eski ipek yolunun önemli bir uğrak yeri olan ülkenin ulaştırma projelerinin hayata geçmesiyle birlikte yeniden bu tarihi öneme kavuşabileceği söylenebilir. Bu bağlamda BTC ham petrol boru hattının faaliyete geçmesi ve muhtemel Kars-Tiflis-Bakü demiryolu projesi ile Bakü, merkezi bir işleve sahip olacaktır.
Bu yaptığı büyük projeler ve diplomatik başarılarından sonra Haydar Aliyev hem Azerbaycan Halkı’nın hem de dünyanın sevdiği bir önder olarak hafızalara kazındı. Özellikle Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’ le ilgili anılarından yazdığı makalesinde bahis ederken, tarihsel bir tanıklık olan Kazakistan Cumhurbaşkanı’nın makalesi merhum Azeri Liderin eski SSCB’nin zirvesindeyken Türk Cumhuriyetleri’nin ayakta kalmaları ve güçlenmeleri için nasıl çaba sarf ettiğini anlatıyor. Makalesinde Nazarbayev; ben siyasete ilk adımlarımı attığımda Haydar Aliyev artık Sovyet hakimiyetinin Olimpos dağındaydı (zirvesindeydi) diyor. O, Cumhuriyet’lerin ve Halk’ların problemlerinin SSCB’nin birçok önde gelen isminden kat kat daha iyi bilirdi. Unutulmayan bir liderin unutulmadığını ancak onu böyle yazılarda ve yapıtlarda göre biliriz.
Yazar: Elşen Resulov | Əlavə edən: YARADICI (2009-05-09) | Müəllif: RESULZADE
Baxış sayı: 361 | Reytinq: 0.0/0
Cəmi Şərh: 0

Only registered users can add comments.
[ Registration | Login ]

Copyright MyCorp © 2017Bütün hüquqlar qorunur  Saytda verilmiş xəbər və yazılan şərhlərə görə Qeribler.com administrasiyası məsuliyyət daşımır!