http://img140.imageshack.us/img140/7895/3copyge6.jpg
Bölmələr
Yazarlar
Xancan Kərimov [49]
Xəyalə Ələkbərova [11]
Aydan İbrahimova [22]
Həmidə Muxtarzadə [6]
Gülnar Məmmədli [4]
Mehriban Pərviz qızı [19]
Eyyubova Şahnaz [2]
Digər Müəlliflər [9]
Nərgiz Cəmilova [6]
Elvin Kədər [3]
Elşen Resulov [14]
Həsən XAN [3]
Ajka Bayramova [9]
Nur [0]
romeo83 [4]
Web xəbərlər [128]
Giriş
Axtarış
Dost Saytlar
Mini chat
Sorğu
Forum Yenidən İstifadəyə verilsinmi ?
1. Bəli
2. Xeyr
Tam səslər: 23


Cəmi online: 1
Qonaq: 1
İstifadəçi: 0

Çərşənbə axşamı, 2017-08-22, 07.28MainRegistrationLogin
sayt artıq işlemir !!!
yeni adresimiz:
Welcome Qonaq | RSS
Əsas » Məqalələr » Elşen Resulov

KAFKAZLAR E TURKIYE AZERBAYCAN BAGLAMINDA
Kafkasya ve Türkiye –
Zor Arazide Komfluluk Siyaseti
ELSEN RESULOV
Kafkaslar ve Türkiye - Bu zor bölgede Türkiye’nin komfluluk politikalar›
Ben buraya, Türkiye’nin Kafkaslardaki konumu hakkındaki düsüncelerimi
kısa bir teblig ile aktarmak için davet edildim ve bunu, yaklasık
yirmi yıldan beri Kafkaslarda, özellikle de Gürcistan’da faaliyet gösteren
bir Alman gazetecinin bakıs açısıyla yapıyorum. Asıl konuya gelmeden
hemen belirteyim ki, sadece bu çevrede yeni oldugum için
degil, aynı zamanda Kafkaslarda yan ugras ve serbest gazeteci olarak
çalıstıgım ve ekmegimi Gürcistan’ın baskentinde orta ölçekli bir girisimci
olarak kazandıgım için bu oturumda belki de bu grubun dısınd
kalan biriyim. Orada serbest gazeteci olarak yasamanız mümkün degil.
Ya yeni bir patlama meydana geldiginde, redaksiyonlar kısa vadeli
olarak her seyi daha iyi degerlendirebilen muhabirlerini Moskova’dan
gönderiyorlar, ya da bir patlama olmaz ve bu durumda hemen
hemen hiç kimse Gürcistan’la ilgilenmez. Yani ben Tiflis’te esasen Kafkasya
bölgesine yönelik küçük bir uzman seyahat sirketi olarak çalısıyorum,
orada küçük bir otel ve iki restoran isletiyorum. Web sayfam
georgien-news benim için zaman zaman böyle seminerlere davet edilme
gibi yan etkisi bulunan dünyanın en güzel yan ugrası gibi bir seydir.
Yarım seneden beri mesleki çalısmalarımın agırlık noktasını geçici
olarak tamamen Almanya’ya kaydırmak zorunda kaldıgım için simdilerde
Gürcistan’daki Internet çalısmaları durmus durumda. Bu durum,
birkaç ay içinde tekrar degisecek.
Benden bilimsel bir kısa analiz beklemeyiniz. Ama 1989’da, yani Sovyetler
döneminde ilk defa Kafkaslara giden ve o tarihten beri yılın büyük
çogunlugunu orada geçirmis bir kisinin dikkat çekecegi hususları
ve gözlemlerini bekleyebilirsiniz. Bölge toplumunun ve ekonomisinin
tamamen bir parçası haline gelmis birisinin tabir caiz ise “tabandan bir
bakıs” ile genel bir bakısı. Ama elbette bu bakıs açısı, mutlaka en kötü
açı olmak zorunda degil, ne de olsa Kafkas bölgesinin yeni can damarları
olan boru hatları, “tabandan bakısla” zaman zaman genel bir bakısa
müsaade edecek kadar yesil zeminin iki üç metre altında bulunmaktadırlar.
Söyle bir ön açıklama daha yapmak gerek: Daha isabetli olması bakımından
Kafkaslardan bir bütün olarak bahsetmezsek daha iyi olur.
Çünkü asıl Kafkas sırtlarının kuzeyi, Rusya da Kafkaslardır. Iyisi mi
biz, ders sırasında benim Latince dersinde Cis-Caucasus deRainer
meyi ögrendigim güney Kafkaslardan, yani bu taraftaki Kafkaslardan
bahsedelim. Ki Kafkasların kuzeyindeki bölge Roma döneminde
Trans-Kafkasya, yani Kafkasların öbür tarafındaki bölge idi. Cis-Caucasus,
ilk olarak asıl Kafkas sırtlarının güneyindeki bölgeye Rusya’nın
hakim olmasıyla birlikte Trans-Kafkasya’ya dönüstü. Yani bakıs
açıları, dünya imparatorluklarının yükselisi ve çöküsü ile birlikte degismektedir,
iste Güney Kafkasya seklindeki global ve dil bakımından
bir zamana baglı olmayan netlestirme bu yüzdendir.
Üç ülke – birbirinden tamamen ayr› üç durum
Bu arada hemen söyleyelim, Kafkasların siyasi yapısı hakkındaki bu
baslık sadece Türkiye için degil, aksine bu bölgede hareket eden herkes
için geçerlidir, ama özel sartlar altında Türkiye için de geçerlidir.
Azerbaycan
Üç Kafkas ülkesinin dogusunda bir kardes Türk halkını ve Müslümanları
görüyoruz. Önemli ölçüde müsterek ekonomik çıkarlar söz konusudur,
örn. enerji nakli konusu ve örn. Türk Ulusları Zirvesi üzerinden
yakın bir siyasi iliski mevcuttur. Son yılların en önemli ekonomi projesi,
Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum dogalgaz
boru hattıdır. Bildigim kadariyla bu konuda cok cizildi yazildi ondan kisa kesiyorum.
Gürcistan
Güney Kafkasya’daki kuzeyde yer alan devlet, kimligini özellikle Hıristiyan
köklerinden alan bir komsudur. Ermenistan gibi burada da
yüzyıllar süren yabancı hakimiyeti boyunca – Osmanlı hakimiyeti dahil
– özellikle kendi dillerini, kendi alfabelerini ve Hıristiyanlıgı muhafaza
etmis olmaktan gurur duyulmaktadır. Hatırlamaya çalısalım: 20
yıl önce, Sovyet Cumhuriyeti Gürcistan, Varsova Paktı’nın NATO ülkesi
Türkiye’ye sınır ülkesiydi. Bugün burada açık olan bir sınıra sahibiz.
Gürcistan halkı içinde Türk olan ve Islamî olan her seye karsı mevcut
olan bütün antipatiye ragmen, örn. enerji nakil koridoru ve ticaret
gibi birçok müsterek ekonomik çıkar, iki ülke iliskilerini ve günlük yasamını
belirlemektedir. Gürcistan pazarlarındaki bütün günlük ihtiyaç
maddelerinin neredeyse tamamı Türkiye’den gelmektedir. Diger taraftan
Türkiye, Gürcistan’ın sarap yanında halen ihraç ettigi örn. fındık,
kereste, hurda metaller gibi az miktardaki malın önemli bir alıcısıdır.
Simdilerde Kazakistan’dan gelen büyük paralar önemli yatırımlara
yön vermekteyse de, Türk yatırımcıları Gürcistan’da özellikle nakliye
ve turizm alanında önemli bir rol oynuyor. Ama Türk yatırımcılar örn.
Tiflis ve Batum havalimanlarının modernizasyonunu yaptılar ve bu tarihten
itibaren Gürcistan’ın Karadeniz Bölgesi Batum havalimanı Türkiye’nin
iç hat uçus agına dahil edildi.
Ermenistan
Eskiden NATO ile Varsova Paktı arasında bir sınır cumhuriyeti olan
Ermenistan da aynı sekilde Hıristiyan bir ulkedir. Eger iliski kelimesini
bu baglamda agzımıza almamıza müsaade edilirse, ben bu kelimeyi kullanmak istemem.
Ama iliskileri tarihin baskısı altındadır – neden ve nasıl olursa olsun bu
konu burada ele alınmak zorunda degildir. Ama bu iliskiler aynı zamanda
Ermeniler ve Türkiye’nin kardes halkı Azerbaycan arasındaki
güncel Karabag sorununun baskısı altındadır. Ekonomik iliskiler bahsetmeye
degmez. Özellikle Ermenistan, Azerbaycan ile olan uzun
dogu sınırlarını ve Türkiye ile olan uzun batı sınırlarının kapalı olmasının
ve ülkenin ihtiyaçlarını sadece Gürcistan ve Iran’a açılan iki küçük
sınır hattı aracılıgıyla karsılayabilir durumda olmasının acısını
çekmektedir. Etnik anavatan için Ermeni diyasporasının yaptıgı yogun
destek olmasaydı, bugün Ermenistan’ın hayatta kalma sansı çok azdı.
Ama özellikle “büyük milli dava Karabag” için angaje olmus diyaspora,
Erivan ile Bakü arasında yıllar önce her seye ragmen mümkün görünen
bir yakınlasmanın önünde önemli bir engeldir. Özellikle Fransa
devlet baskanının birkaç yıl önce yoluna koyabilecegine inandıgı Ermeni-
Azeri yakınlasmasına Ermeni-Amerikasından gelen tepki “Azerilere
ödün verirseniz, Karabag’a giden yollarınızı neden finanse edelim
ki” seklindeydi.
Kısacası – gerçekten içerisinde müsterek bir komsuluk politikasının
mümkün görünmedigi zor bir bölge. Belki bu üç ülkeyi kısaca karakterize
etmek gerek: – Özerk Daglık Karabag’ı dısarıda bırakacak olursak
– Ermenistan ve Azerbaycan’da etnik bakımdan bütünlük arz eden
milletler söz konusu iken, Gürcistan’da önemli etnik duyarlılıga sahip
bölgeler vardır, sadece iki ayrılıkçı cumhuriyet olan Abhazya ve Güney
Osetya degil. Güney Gürcistan’da neredeyse tamamen Ermenilerin
ve Azerilerin oturdugu bölgeler de mevcuttur. Ve Ermenistan ve
Azerbaycan’da hükümet elitleri koltuklarını saglama almıs gibi görünürken,
Gürcistan iç politika bakımından da sürekli olarak eglenceli
bir sürprize gebedir.
Buna ragmen Kafkaslar Türkiye’nin tarihi bir etki alanıdır, ki bu rol kesinlikle
tekrar oynanmaya çalısılan bir roldür veya Sovyetler Birligi’nin
dagılmasından sonra Türkiye’ye kendiliginden tekrar düsen
bir roldür.
Buradaki en önemli faktör, ticaret faktörüdür. Somut dıs ticaret rakamlarını
belirtmek zorunda kalmadan – dünyanın bu kesiminde rakamlar
her zaman realiteden daha can sıkıcıdır ve bunun ötesinde rakamlar
sahtedir – Türkiye’nin, Sovyetler Birligi’nin dagılmasıyla birlikte Gürcistan
ve Azerbaycan’a açılmakla, ta Orta Asya’ya kadar uzanan büyük
bir artalan kazandıgı bellidir. Türkiye’nin ulasım alanındaki çabaları
– örn. on yıldan fazla süren insaat çalısmalarının ardından simdi
tamamlanan Gürcistan Karadeniz otoyolu ve aynı sekilde Gürcistan’ın
Azerbaycan yönüne giden ana baglantı yollarındaki Türk tır konvoyları
da – yakın geçmiste Türkiye’ye hangi istikbal imkanlarının dogdugunu
göstermektedir.
Bu nedenle simdi baska bir ulasım projesine baslanacak. Türkiye-Bakü
arasında yeniden dogrudan baglantı saglayacak olan ve Gürcistan’ın
Akhalkalaki kentinden Türkiye’nin Kars kentine bir demiryolu hattı.
Gürcistan’da sadece 29 km’lik, Türkiye’de ise sadece 76 km’lik bir demiryolu
hattı söz konusu olsa ve 400 milyon $ devasa bir yatırımı yansıtmasa
da, bu proje hem Türkiye hem de Azerbaycan için önemli bir
projedir. Bu bölgede insanlar baska boyutlara alısıktır.
Ama bu yeni demiryolu hattının insaatı, Bakü-Gürcistan’dan geçip
Türkiye’ye gelen dogalgaz ve petrol boru hattının açılısından sonra bu
üç ülke Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki stratejik ittifakı
güçlendirmek için atılmıs bir baska adımdır. Burada bu üç ülkeden daha
baska seyler de söz konusudur, Hazar Denizi üzerinden bir baglan-
tıyla, Türkiye’den Orta Asya’ya, Avrupa için hemen hemen hiç önemi
olmayan dogrudan bir demiryolu hattı gerçeklestirilmis olacak. Avrupa
TRASECA, yani Karadeniz ve Hazar Denizi’ndeki tren feribotları
aracılıgıyla Avrupa-Kafkasya-Asya nakliye koridoruyla Gürcistan üzerinden
Orta Asya’ya çoktan baglıdır zaten.
Ama Güney Kafkasya bölgesinin nasıl zor bir bölge oldugu Akhalkalaki-
Kars demiryolu hattı ile çok güzel gösterilebilir.
Ermenistan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın 1993’te kapatılmasıyla
ulasıma kapatılan Kars-Gümrü (Ermenistan)-Tiflis arasındaki
mevcut demiryolu baglantısına isaret ederek bu demiryolu hattının yapılmasını
reddediyor. Ermenistan’ın bu eski demiryolu baglantısını yeniden
faaliyete geçirme talebi karsısında, önce “Ermenistan’ın Azerbaycan
topraklarının gayri mesru isgaline son vermesi” gerektigi yönündeki
bir ültimatomla Azerbaycan tarafından engellenmektedir.
Ermenistan’ın tekrar izole olmasından korktukları için ABD ve Avrupa
da bu demiryolu hattına sıcak bakmıyorlar. ABD’deki Ermeni lobisi,
Amerikalı firmaların bu demiryolunun insaatına katılmasını yasaklayan
bir yasayı Amerikan Kongresi’nden geçirdi. Amerikan hükümeti
aynı zamanda Milenyum Challenge Programı çerçevesinde Akhalkalaki’den
Tiflis’e yeni bir karayolu baglantısı için bagısta bulunmaktadır,
ki bu baglantı nihayetinde Bakü-Türkiye karayolu baglantısına destek
olacaktır, çünkü Akhalkalaki Türkiye arası oldukça kısa bir mesafedir.
Insan bu küçük kent Akhalkalaki’de, Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki
pozisyonunun birçok sorununu, bir mercek gibi tespit edebilir. Güney
Kafkasya’da simdilerde rol oynayan herkesi burada bulmak mümkün.
Güney Kafkasya’nın üç devleti, Ruslar, Türkler ve nihayet de
Amerikalılar. Akhalkalaki, neredeyse sadece Ermenilerin oturdugu bir
Gürcistan bölgesidir. Bakü’den baslayıp Tiflis üzerinden Türkiye’de
Ceyhan’a gelen büyük boru hattı, Akhalkalaki’nin etrafından dolasması
için Akhalkalaki civarında bulunan ve bütün boru hattının en yüksek
yeri olan 2.600 metre yüksekligindeki bir geçide kaydırılmak zorunda
kaldı. Azerbaycan, Karabag sorununun muhtemelen yeniden
canlanması halinde boru hattı için dogabilecek risklere meydan vermemek
için, Ermenilerin oturdugu bir bölgeden, hatta Gürcistan’dan bile
bir boru hattının geçmesini istemiyordu. Bu sorun olmasaydı, boru
hattının en ucuz rotası, Bakü-Erivan üzerinden Türkiye olurdu, asla
Gürcistan’dan geçmezdi. Washington’daki Beyaz Saray tarafından kabul
ettirilen Gürcistan rotası, diger bütün seçeneklerden yaklasık 1 milyar
$ daha pahalıydı.
Rusya’nın Gürcistan’da hala mevcut olan iki askeri üssünden birisi de
Akhalkalaki’de bulunuyor. Simdi bu üs, 1999’daki Istanbul AGIT Zirvesi’nde
kararlastırıldıgı gibi nihayet kaldırılacak. Hemen belirtelim,
bu üs’teki askerler ve malzemeler geri Rusya’ya degil, çogunlukla
komsu Ermenistan’a kaydırılacak.
Akhalkalaki’nin Ermeni nüfusu, Ruslar’dan bosalacak garnizona Türk
ordusunun yerleseceginden endise ettigi için Rusların çekilmesine kesinlikle
karsıydı. Bunun nedeni: Yıllar önce Tiflis yakınlarındaki baska
bir Rus askeri üssü kaldırıldıgında, birkaç hafta sonra – Gürcistan’ın
Ermeni nüfusunun hiç hosnut olmamasına ragmen – orada barıs için
isbirligi çerçevesinde uluslararası bir NATO tatbikatı yapılması amacıyla
askerlerin egitim alanını modernize etmek için Türk askerleri geldiler.
Bizde biz Baden Württemberglilerin Schwablı krallara karsı duydugumuz
samimi kardes sevgisi ile karsılastırılabilecek bu tür antipa-
tileri, Güney Kafkasya topraklarında hareket eden herkes dikkate almak
zorundadır. Bu kin ve nefret duyguları bazen en küçük olaylarda
görülebilmektedir ve siyasi çıkarları olan bir kimse bu nefreti tesvik ettigi
ve kıvılcımı atesledigi müddetçe bu kin ve nefret her zaman yerel
bir büyük yangına dönüsebilir. Ki bu durumun da Güney Kafkasya’da
zaman zaman meydana geldigi söyleniyor.
Türk ordusunun Gürcistan’daki angajmanı devam etmektedir. Rus ordusundan
kalan bir baska yer olan ve yine güney Gürcistan’da bulunan
Marneuli’deki askeri hava alanı, aynı sekilde Türk askerinin yardımıyla
modernlestirildi. Buradaki halk, Türk askerinin yardımına hiç
ses çıkarmadı, ki buna sasmamak gerek, çünkü buradaki halkın çogunlugu
Azeri’dir.
Gürcistanlı subayların egitimi de tamamen Türklerin elindedir. Örnegin
Gürcistan askeri akademisinin arazisinde Türk genelkurmayına
baglantıyı saglayan ve bunun ötesinde bir de Gürcü meslektaslarına
Tiflis’in merkezinde sirin, küçük bir otel tahsis etmis olan büyük bir irtibat
birligi bulunmaktadır. Ordu, devlet bütçesinin kısıtlı oldugu dönemlerde
bir sekilde yasamını devam ettirmek zorundaydı.
Yani Amerikalılar Kafkasya’da Üsame bin Ladin hakkında yapay olarak
ürettikleri abartılı ve inandırıcılıktan uzak haberler ile Gürcistan’da
kendi askeri faaliyetlerini tesis etmeden önce, genç Gürcistan
Cumhuriyetine askeri yardımla destek veren NATO üyesi Türkiye olmustu.
Bu hikayeyi kesinlikle hatırlıyorsunuzdur. Dünya basınının
mansetlerinde gerçek bir sey yoktu. Kafkasya’da El-Kaide, Gürcistan’da
simdiye kadar bir tabu olan askeri faaliyetine uygun bir gerekçe
bulmak için Amerika tarafından sahneye konulan basit bir pembe
dizi oyunuydu. Bush yönetimi, El-Kaide’yi güney Kafkasya’ya tası-
mak suretiyle basarılı bir tesebbüsle, Gürcistan’da milyarlarla ifade
edilen Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının finansörlerini sakinlestirmek
için gerekli olan 70 milyon $ tutarındaki bir askeri egitim programı ile
kendini güvene almıstır. Gürcistan’da Amerikan askeri varlıgı olmadan,
boru hattının finansmanı sallantıdaydı. Yani Amerikan kongresinin
parayı serbest bırakması ve bir zamanlar kendi arka bahçesi olan
Gürcistan’da ABD’nin bir askeri faaliyetine uzun süre karsı gelen Rusya’nın
pes etmesi için Gürcistan kısa süre için uluslararası terörizmle
savasta sıcak nokta ilan edildi. ABD bu tarihten beri Gürcistan’da askeri
olarak da dogrudan is basındadır ve artık kendisinin NATO ortagı
olan Türkiye’yi bazı projeler için askeri öncü veya yardımcı olarak önceden
Gürcistan’a göndermek zorunda degildir. Bu ise jeopolitik bir
paradigma degisikligidir ve Rusya’nın, böyle küçük de olsa Gürcistan’ın
gösterdigi her dik kafalılıga karsı hiddetli tutumunun gerekçesi
olmaktadır.
Bu anekdotlarla dikkatleri üzerine çekmek istedigim üç konu var.
1. Rusya’n›n Kafkasya’daki pozisyonu
Sovyetler Birligi’nin dagılmasıyla birlikte Rusya eski arka bahçesi olan
Güney Kafkasya üzerindeki nüfuzunu önemli ölçüde kaybetti. Azerbaycan,
enerji kaynakları sayesinde yeterince bagımsız ve Gürcistan
tabir caiz ise kendini neredeyse kayıtsız sartsız Amerika’nın kucagına
attı.
Moskova, sadece Ermenistan’ın sırtını Rusya’ya sıkı sıkıya baglamasıyla,
Güney Kafkasya’daki nüfuzunu tamamen kaybetmeme yönün-
deki son sansını muhafaza ediyor. Ermenistan, Karabag sorununda ve
de Türkiye ile tarihi hesaplasmasında kendini ne kadar izole ederse veya
bu izolasyonu ne kadar uzun süre kıramazsa, Rusya’nın Ermenistan’daki
bu varlıgı da o kadar uzun sürecektir.
Ama bunun tersi de söz konusu olabilirdi: Türk-Ermeni iliskilerini, en
azından belki bir gün Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınırlar açılabilecek
derecede gelistirme ne kadar erken basarılırsa, ekonomik bakımdan
tamamen önemsiz bir ülke oldugu için Rusya’nın Güney Kafkasya’daki
son nüfuz kalesi, yani Ermenistan o kadar erken sarsılır.
Güney Kafkasya’da nüfuz sahibi olmak için Türkiye’nin Rusya ile tarihten
gelen mücadelesinden dolayı Türkiye’nin Ermenistan ile iliskisi
veya tam tersine Ermenistan’ın Türkiye’ye karsı tutumu, kesinlikle temel
sorundur. Çünkü diger iki ülke ile – Gürcistan ve Azerbaycan –
herhangi bir sorun yoktur.
Bu nedenle Ermenistan’ın sürekli olarak Güney Kafkasya’daki komsuluk
politikasının dısında tutulması, çabaya deger bir sey degildir, en
azından buna Batı Avrupa ve Amerika’da böyle bakılmaktadır. Buna
karsın Rusya’nın tam da isine gelir. Rusya bundan sonra da Güney
Kafkasya’daki yıkıcı rolüne devam edebilir ama buna ragmen Güney
Kafkasya’daki sorunların çözümüne yapıcı bir katkı yapmak yerine,
her zaman ki gibi kendisini tarafsız bir aracı olarak yansıtabilir. Ermenistan’ı
uzun vadeli olarak izole edenler Moskova’daki “ebedi olarak
dünde yasayanların” ekmegine yag sürer.
2. Gürcistan’la NATO’nun genifllemesi
Gürcistan, Avrupa’dan çok Bush yönetiminin destegi ile bütün gücüy-
le NATO’ya girmeye çalısıyor. Bu destegin, George W. Bush’un halefi
tarafından da gelip gelmeyecegini, bekleyip görecegiz. Amerika’da
bundan sonraki bir yönetim de bu amacı güdecektir, ama halefi kadar
yogun olmamakla birlikte Clinton da Gürcistan’a NATO’ya giden yolu
isaret etmisti. Öyleyse: Gürcistan’ın NATO üyeligi, artık olup olamayacagı
seklinde bir sorun degil, sadece bir zaman sorunu gibi görünüyor.
En azından Tiflis’te konuya böyle bakılıyor.
Bunun Türkiye açısından da sonuçları olur tabii ki. Türkiye, Soguk Savas
sonrasında NATO üyesi olarak cephe pozisyonunu kaybetti. Simdi
Türkiye’nin pozisyonu, Yakın Dogu yönüne kaydırılmaktadır.
Rica ederim simdi beni, Gürcülerin, NATO’nun bu ülkeye Gürcistan’ın
NATO’ya muhtaç oldugundan daha fazla muhtaç oldugundan hareket
eden gururunun etkisi altında kalmıs olmakla suçlamayınız. Objektif
olarak Gürcistan’ın NATO’da Türkiye’nin yerini alabilecegini varsaymak
da nerdeyse mümkün degil. Ama: Türk parlamentosu, Irak Savası’nda
Amerika’nın Türkiye’deki askeri hava alanlarını kullanmasına
izin vermeyince, Gürcistan’ın yönetimdeki politikacılar Amerikalılara,
Sovyet döneminden miras aldıkları yıkık dökük kalkıs ve inis pistlerini
“satmaya çalıstılar”. Ama o zaman da basarılı olamadılar.
Gürcistan’da artan Amerikan askeri varlıgı karsısında, dünyanın bu
bölgesinde askeri eylemlerin muhtemel tekrarında bu durumun degismesi
ihtimal dısı degildir. Somut olarak: Iran’a yapılacak bir harekatta,
muhtemelen Gürcistan kendi topraklarını Amerikalılara açacaktır – zorunlu
ve istekli, her halde Gürcistan Güney Kafkasya’da bir Amerikan
uçak gemisi olacak. En azından Gürcistan’da insanlar kendini bugün
buna göre ayarlıyor. Zaten bugün Gürcistan gönüllüler koalisyonunun
gururlu bir üyesidir ve Irak’ta yaklasık 1.000 askerle temsil edilmekte-
dir.
Ekonomik açıdan pek anlamı olmayan, ama askeri-stratejik düsüncelere
tamamen uyabilecek bahsettigimiz Akhalkalaki- Tiflis arasındaki
yolun yapımını da bu baglamda degerlendiriyorum. Bu yol Washington’a
yaklasık 100 milyon dolara mal olacak, bu para bir kredi degil,
bir hibe, aynen Washington’un Gürcistan’a Milenyum Challenge Programı
çerçevesinde harabeye dönmüs dogalgaz agının modernlestirilmesi
için (50 milyon dolar) ve diger altyapı yardımları için toplam 200
milyon dolardan fazla hibe ettigi gibi.
Ayrıca: Bütün uygun altyapısıyla birlikte Gürcistan’da mümkün hale
gelen Amerikan askeri noktaları ile Amerikan askeri varlıgının dairesinde
bugün hala açık olan kuzey tarafı bütün Iran etrafında kapanmıs
olur. Simdilerde kimse bahsetmedigi, Güney Kafkasya’da planlanan
Amerikan roket savar sisteminin üslerinden birinin – muhtemelen
Gürcistan’da – olması gerektigi de bu degerlendirmeye dahildir.
Nüfus yogunluguna göre hesaplandıgında Gürcistan – bu baglamda
bu da önemli bir bilgidir – bugün Amerika’dan mali yardım alan ülkeler
arasında 3. sıradadır. Washington’dan sadece Israil ve Mısır kisi basına
Gürcistan’dan daha fazla mali yardım almaktadır. Yüzyıllardan
beri Rusya ile Türkiye arasındaki mücadelenin etkisi altındaki Güney
Kafkasya’da, oyuna Türkiye’nin de dikkate almak zorunda kalacagı
yeni bir oyuncu katılmıstır, bu da ABD’dir. Yaklasık on yıl önce Amerikalı
senatörlerden Tiflis’te su cümle alıntı yapılıyordu: “Americans
are here to stay/Amerikalılar kalmak için buradadır.” O tarihte çok az
kisi bu cümlenin askeri yorumunu düsündü.
Ama Türkiye için bu, gelecekte Güney Kafkasya’daki rolünün ABD’de
yazılacagı anlamına gelmektedir. Güney Kafkasya’da olup biten her
seyin rejisörü, tartısmasız Washington’da oturuyor. Son on yılda bu
bölgede neyin gerçekten degistigini anlamak için, Amerika’nın Tiflis
Büyükelçiliginin büyüklügüne sadece bir bakmak yeterli olacak.
3. Türkiye ile Güney Kafkasya ba¤lam›nda son bir konu: Avrupa ve
Güney Kafkasya.
Sovyetler Birligi’nin dagılmasından itibaren AB ve AB’ye üye ülkeler,
Kafkasya’yı mali ve teknik yardımla desteklemekle birlikte – özellikle
Almanya – stratejik ortakları olan Rusya’yı dikkate alarak Avrupa’nın
bu bölgedeki ve bu bölge üzerindeki çıkarlarını tanımlamayı ihmal ettiler
ve böylece meydanı Amerika’nın haddi hesabı olmayan çıkar yayılmacılıgına
bıraktılar.
Almanya ve Avrupa’nın Güney Kafkasya’daki bu politika hatası, kısa
süre önce düzeltildi. Güney Kafkasya’nın, Hazar bölgesinden ve Orta
Asya’dan gelecek ve Rusya’dan enerji ithaline bagımlılıgı en azından
biraz dengeleyebilecek enerji nakil hatları için önemli bir koridor oldugunun
farkına varıldı. Bu da Türkiyesiz olmaz, iste burada Türkiye’nin
oynaya bilecegi önemli bir rol ortaya çıkıyor.
Siyasi açıdan bakıldıgında bu, su anlama da gelebilir: Güney Kafkasya’da
bir Avrupa komsuluk politikası, Türkiye’nin de dahil edilmesiyle
birlikte önemli bir katkı saglayabilir, aynen bunun tersinde Türkiye’nin
Güney Kafkasya’daki rolü için AB’nin önemli bir stratejik ortak
olabilecegi gibi. Türkiye’nin Avrupa’ya entegrasyonunun Avrupa-Güney
Kafkasya iliskileri üzerinde olumlu etkilerinin olabilecegi gerçek-
Kafkasya ve Türkiye-ten mümkün degil mi? Veya: Türkiye ve AB konusunu uzlasmayla
çözmek mümkün olmazsa, Güney Kafkasya’nın Avrupa’ya daha fazla
yakınlasmasını düsünebilir miyiz? Eger AB daha önce kapıyı Türkiye’nin
yüzüne kapatırsa, Gürcistan hükümeti tarafından aynı sekilde
ısrarla ugrasılan Gürcistan’ın AB üyeligi neredeyse imkansız hale gelir.
Diger taraftan Türkiye’nin AB’ye alınmasının ardından Gürcistan’a
da bu sansı vermek mantıklı görünüyor. Her türlü mal Asya’dan Avrupa’ya
veya Avrupa’dan Asya’ya giden yolda her iki ülkenin karayollarından,
demiryollarından ve boru hatlarından naklediliyor ve akıyorsa,
neden bundan siyasi yapılar için gerekli sonuçlar çıkarılmasın?
Ve burada birden bire tarihin çemberi daralıyor: Roma, Atina ve Küçük
Asya’dan olusan Akdeniz bölgesi ticaret bölgesi olarak Eski Çag’dan
beri Karadeniz bölgesi, yani Karadeniz kıyıları ve Güney Kafkasya ile
sıkı sıkıya baglıydı. Ipek yolu ise yüzyıllar boyu bu bölgenin can damarlarından
biriydi ve Orta Asya’yı Avrupa’ya baglıyordu. Bütün iletisimi
Moskova üzerinden organize ederek Güney Kafkasya’yı ikinci
pozisyona itmis olan Sovyetler Birligi’nin sona ermesinin ardından bu
bölge, kıtalararasında bir köprü olarak yavas ama emin adımlarla jeopolitik
ve ekonomik islevine yeniden kavusmaktadır. Ama Ipek Yolu,
bugün boru hattı olarak karsımıza çıkmaktadır.
Böyle bakıldıgında, Avrupa ve Türkiye Kafkaslarda aynı durumdadır
ve büyüklerin – Rusya ve ABD – çıkar çatısmasında birlikte önemli bir
islev yerine getirebilirler, yani Güney Kafkasya’nın uzun vadede Avrupa’ya
baglanmasını saglayabilir ve böylece bizim enerji ihtiyacımızı
karsılamamızda önemli olan bu bölgenin siyasi ve ekonomik istikrarına
katkıda bulunabilirler. Fakat bunun için daha önce Türkiye’nin
AB’ye entegrasyonu sarttır ve Ermenistan’ın Güney Kafkasya’dan si-
yasi izolasyonunu kaldırmak için müsterek yollar bulmayı da gerektirir.
Her iki bölgede bütün tarafların önünde daha uzunca bir yol var.
ASAM ın bu seminer için gönderdigi davetiyede bu
bildiri “teblig” baslıgı altında yer alıyordu. Tebligimi sundum. Dikkatle
dinlediginiz için tesekkür ederim, ama son olarak kendi ogrenciligim suresince karsilasacagim sorunlari cekinmeksizin anlatacagimdan subheniz olmasin. Birdaha beni dinlediginiz icin cok tesekkul ederim ve sizlere icin kongrenin iyi gecmesini ve guzel bilgiler edinmenizi dilerim.
Yazar: Elşen Resulov | Əlavə edən: YARADICI (2008-12-19) | Müəllif: ELSEN RESULOV
Baxış sayı: 491 | Şərhlər: 2 | Reytinq: 5.0/2
Cəmi Şərh: 1
2009-01-03 Spam
1. AiNKA (AINKA) ]

Tsk edirem yazin ucun.. Melumatilandirdigin ucun..


Only registered users can add comments.
[ Registration | Login ]

Copyright MyCorp © 2017Bütün hüquqlar qorunur  Saytda verilmiş xəbər və yazılan şərhlərə görə Qeribler.com administrasiyası məsuliyyət daşımır!